In Conversation with Belmin Pilevneli

Sanatçı Röportajı: Belmin Pilevneli

By Yonca Keremoglu

In Conversation with Belmin Pilevneli

What ideas do you explore in your work? 

In my work, I intend to discover intense feelings such as pain, purity, love, absolution and the emotional aspects of all that is happening in the world. Poems, psychology books, history books and my personal experiences guide me throughout this discovery. Sometimes I compare the present time with the past, or I try to create something new under the influence of the past. Recently, I have examined the fountains and the tiles that were built during the Ottoman Period in Istanbul. I have also read about the Legends of Anatolia. In my work, I often try to connect current daily life with the past.

How do you explain your art practice in 3 words?  

Naive, abstract and slow. 

Who inspires you?

The poems of Nazım Hikmet, Sabahattin Ali's way of depicting love, and Atilla İlhan's perspective on platonic love inspire me. My job is to try to make sense out of emotions. I create many of my works under the influence of these writers and poets. I believe that they are the best at depicting emotions such as pain, hatred and love.

Is your work connected to your personal history? In what ways are they connected to it?

My work inevitably reveals certain parts of my personality. I’m always open to experimentation so I often use different techniques. Initially, I was in search of simplicity when I was creating my work using different types of paper which I admire due to its texture and purity. In time, I decided to add new layers on the paper by using pencils. There are so many emotions I feel inside. I cannot organize all of them in my mind. Drawing meditatively helps me to align my emotions and thoughts in some way. It takes a lot of time for me to finish a piece of work, as I work elaborately and patiently I persevere with this due to my patience. There are times when I go with the flow and prefer to do spontaneous work by making quick decisions, splattering paint on paper. That’s also a part of me that I keep in the background. I cannot understand artists who deal with a single subject or use a single technique in their work, yet I admire their dedication.

You completed your master's degree in illustration. What kind of experiences have you been through developing your art practice?

At the beginning of my master’s degree study, I was interested in Digital Drawing. At the time, my educators appreciated my ink works on paper and suggested that I continue working on hand made work, focusing on the subject of the work rather than the work itself. They reviewed my work according to the dedication and the depth of the research. I was primarily focused on the message that I wanted to give my audience and the aim of my work. As I have experimented more on the subjects I have worked on, using different techniques and materials, I have become more satisfied with the results of my work. I applied what I’ve learned during my studies to my later works. In-depth research about the subject of the work and specific preferences for materials and tecniques according to the subject have a significant role on my projects.

What is your motto in life?

‘Stay in balance’ and ‘be positive’

Is there any material you would like to experiment with in future?

I want to add new layers to the paper. Maybe I'll try weaving one day, who knows!

Are there any objects that you collect?

I collect business cards from restaurants and cafes.

Is there a book that changed the way you look at art?

'20. Yüzyıl Batı Sanatı'nda Akımlar' by Ahu Antmen.

Can you talk about your upcoming projects?

I am planning to making a solo exhibition at Rem Art Space. The subject I am working on for this exhibition is about purification and water as its symbol. I was also excited to be participate in the Step Istanbul and Fringe Art Festival which were postponed due to Covid-19.

Sanat üretiminde neyi keşfetmeyi amaçlıyorsun?
İnsanların içinde kopan yoğun duyguları, acıyı, saflığı, aşkı, arınma isteğini, dünyada olup bitenlerin duygusal yönlerini keşfetmeyi amaçlıyorum. Bu keşif süresinde şiirler, psikoloji ve tarih kitapları ve yaşadıklarım bana yol gösterici oluyor. Bazen geçmişle şuanki zamanı karşılaştırıyorum, ya da harmanlayarak geçmişin etkilemiş olduğu yeniyi yaratıyorum. Bu aralar İstanbul’da Osmanlı Dönemi'nde yapılmış çeşmeler, Anadolu’da zamanında inanılmış efsaneler ve çinileri inceliyorum. Çünkü bir diğer amacımda geçmişi ve kökleri unutturmadan güncel hayata dokundurmalar yapmak.
Okul sonrası sanat hayatına dair deneyimlerin nasıl oldu?
Yaptığım işleri sergilemeye mezun olmadan önce başladım. Lisans eğitimimi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı üzerine yapmış olmamdan dolayı iş deneyimlerim daha çok grafik tasarım üzerineydi. Çalıştığım yerde istediklerimi gerçekleştiremediğimi farkettim, yurt dışında güzel bir okul kazanarak eğitimimi güçlendirmeyi amaçladım. O dönemde portfolyo hazırlamamda Sabancı Üniversitesi’nde hocam olan Alex Wong çok yardımcı olmuştu. Asıl sanat serüvenim istediğim okul olan London College of Communication (UAL)’ i kazanmamla başladı. İşlerimi ilk olarak 2016’da UAL’in öğrenci ve mezunları için başlatmış olduğu kuruluş olan Made In Arts London ile sergilemeye başladım. İlk kabartarak yaptığım kağıt işlerimden birini Londra’da onlarla yaptığımız bir metro durağında açılan pop up sergi/dükkanda satmıştım. O kadar mutlu olmuştum ki! Türkiye’de ise Yonca Keremoğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği Sofa Hotel’deki “Mindscapes” sergisiyle başladı. Profesyonelliğe gitmekte olan sanat serüvenim mezun olduktan sonra Londra’da bir baskı atölyesinde ve evimde ürettiğim bir çok işle Londra’da bir kaç sanat fuarına katılmamla başladı. Bunu Pırıl Güleşçi Arıkonmaz’ın Işık Okulları’nda yaptığı “Ah!” isimli sergi takip etti. Daha sonra 2017’de Galeri Miz’de ilk solo sergimi açtım. Londra’da da Shipton Street Gallery’de bu serginin devamını izleyicilere sunma şansını yakaladım. Arada sanat marketleri, London Illustration Fair ve House of Illustrators’ın düzenlediği illüstrasyon fuarlarına da katıldım. Bunu hem Londra’da hem de Türkiye’de gerçekleşen grup sergileri, Contemporary Istanbul ve Step İstanbul gibi fuarlara katılımım takip etti. Üç kuşak Pilevneli’ler olarak Galeri Fe ile Art Ankara Çağdaş Sanat Fuarı’na katıldım. Paper Street Co. ile çok tatlı projeler ve sergiler yaptık. Şuanda İstanbul ve İskoçya’da olacak fuar ve sergilere hazırlanıyorum. Bunun yanı sıra sanatımın daha ulaşılabilir olması için fine art veya özgün baskı işler yaparken, resimlerimi de ipek kumaşa bastırıyorum. Bunları da kendi websitem veya diğer websitelerinde isteyenler ile paylaşıyorum.
Sanat üretimini 3 kelime ile açıklar mısın?
Naif, soyutlaşan ve yavaş. 
Görsel sanatlar dışında sanatın diğer disiplinlerinden kimleri ilham verici buluyorsun? 
Nazım Hikmet’in duygu dolu şiirleri, Sabahattin Ali’nin aşkı tasvir edişi, Atilla İlhan’ın platonik aşka bakış açısı ve daha birçok yazar ve şair bana ilham vermiştir. Çünkü benim işim duygular ve onları anlamaya çalışmak. Bunu başkaları kaleme aldığında ortaya o kadar farklı ve güzel sonuçlar ortaya çıkıyor ki. Yazarlar ve şairlerin yaşadıkları aşklar, acılar, nefretler ile duyguları en iyi betimleyen kişiler olduğunu düşünüyorum.

İşlerinin kişisel hayatınla nasıl bir bağı var?

İşlerim kişiliğimi ister istemez ortaya koyuyor. Farklı teknikler kullanmam yeniliğe ve deney yapmaya açık oluşumu gösteriyor olabilir. Saflığına ve dokusuna hayran olduğum kağıtları renk sürmeden yarattığım zamanlar benim sadelik arayışında olduğum zamanlardı. Daha sonra bu kağıtların kendi dokularına kara kalem veya kuru boyalarla yeni bir boyut katmaya başladım. İçimde çok çeşitli duygular var. Bazen benim de beynimde organize edemediğim duygular… Onları bu şekilde ağır ağır çizerek yaptığım resimlerimde bir anlamda hizaya sokuyorum aslında. Çok temiz ve detaylı çalışıyorum. Bu işlerin bir sonuca varması uzun sürüyor. Bu duruma ayak uydurabiliyorum. Çünkü ben de ağır, sakin ve sabırlı bir insanım. Bazen daha spontane bir şekilde suyla çizerek, sadece bir kaç damla damlatarak yaptığım resimler de ortaya çıkıyor. Bu da benim insanlara çok da göstermediğim rahat bir tarafımı yansıtıyor. Günün sonunda insanız ve her an aynı olamayız. Hep aynı konuyu ele alan ya da hep aynı tekniği kullanan sanatçıları hem anlamıyorum, hem de kendilerini böylesine adayabildikleri için onlara biraz imreniyorum.

Yüksek lisansını illüstrasyon üzerine yaptın. Bu deneyim üretim hayatını nasıl şekillendirdi?

Yüksek lisansa başladığım ilk zamanlar özellikle dijital çizimle çok ilgiliydim. Hocalarım benim ellerimle yaptıklarımı özellikle de mürekkep çizimlerimi ve kağıdı kabartarak yaptığım işlerimi beğenip, elimle yaptıklarımın üstüne gitmemi önermişlerdi. Ama her şeyden önce olay vermek istediğim mesaj ve o işi yapmaktaki amacımdı. Hocalarla yaptığımız konuşmalarda bazen yaptığım işten çok konuya odaklanıyorlardı. Araştırmanın derinliğine ve senin kendini o konuya ne kadar adayıp üstüne çalıştığına bakıyorlardı. Ben deneyler yaptıkça, üstünde çalıştığım konuları yansıtmak adına farklı teknik ve malzemeler denedikçe olayın içine daha çok giriyordum. Ve bu beni tatmin ediyordu. Çalıştığım konu ile ilgili yeterli hissediyordum. Bu öğrendiklerimi ilerideki projelerimde de kullandım. Bu süreçteki derin araştırma, konuya yönelik teknik/malzeme seçimleri ve deneyler adım attığım proje veya sergilerin yapımında büyük bir rol oynuyor. 

Londra'da yaşamak sanatsal üretimini nasıl etkiliyor?

Londra’da gezecek görecek çok çeşitli sergi, müze, konser, kitapçı, restoran, festival, fuar, vb. var ve ister istemez insanın vizyonu ve sanata bakış açısı değişiyor. Londra’da Türkiye’ye nazaran daha çok sanatsal aktivite, sergi, fuar ve yarışma imkanı olması ve sattığım işlerin ilk orada yer alması beni üretme ve sergileme konusunda daha çok şevklendirdi.

Stüdyo hayatın nasıl geçiyor?

Kendi stüdyom istediğim gibi yerleşmedi henüz. Çünkü şu an için hem Londra’da hem de İstanbul’da yaşıyorum Londra’da kısa bir süre önce paylaştığım atölyeden ayrıldım. Artık İstanbul’dakinde düzenimi kurmaya çalışıyorum. Resim yaparak, freelance tasarımlar yaparak geçiyor zaman. Tabii ki müzik ortamın vazgeçilmezi oluyor.

Hayata dair benimsediğin bir motto/ilke nedir?

Dengede kal, pozitif ol. 

İleride işlerinde deneyimlemek istediğin yeni bir materyal var mı?

Kağıda yeni boyutlar katmak istiyorum. Belki bir gün dokuma denerim, kim bilir!

Koleksiyonunu yaptığın objeler var mı?

İnsanların ve restoranların kartvizitlerini saklıyorum.

Sanata bakışını değiştiren bir kitap var mı?

Zamanında derslerini aldığım Ahu Antmen’in '20. Yüzyıl Batı Sanatı'nda Akımlar' isimli kitabı.  

Seni heyecanlandıran gelecek projelerden bahseder misin?

Rem Art Space’de solo bir sergi yapmayı planlıyoruz. O sergide üzerinde çalıştığım konu arınma ve bunun bir simgesi olan su olacak. Şu an için ona yönelik çalışmalarımı sürdürmekteyim. Şu an için ertelenmiş olan Step İstanbul ve Ağustos ayında gerçekleşecek olan Fringe Art Festival da beni heyecanlandıran bir diğer sanat etkinlikleri arasında.

Aklında yer edinmiş, çok etkilendiğin bir grup/solo sergi hangisi?

Grayson Perry’nin Londra Victoria Miro’daki “Super Rich Interior Decoration” (2019) isimli seramik ağırlıklı olan solo sergisi ve Sabancı Müzesi’ndeki Ai Wei Wei (2018) ve Tate Modern’daki Mona Hatoum’un sergisi (2016) beni çok etkilemişti.