About Belmin Pilevneli

Belmin Pilevneli (b. 1990, Istanbul) is a visual artist and illustrator. She received her BA in Visual Arts and Visual Communication Design from Sabancı University and MA in Illustration and Visual Media from UAL, London College of Communication. She lives and works in London.

Her work is often associated with texts and poetry, predominantly written by herself, expressing intimacy, love and a hope for psychological problems. She aims to compare the way people used to experience these feelings in the past and and the way they're experiencing them now. In her works, she is inspired by nature, poetry and human psychology. Intense feelings, intimacy and purity are the themes which she often visualizes in abstracted forms. Some of her works refer to pioneers of Classical Poetry in Turkey, as well as her admiration of Far East by glimpses of oriental embroidery. Combining her art and sense of fashion, she designs silk scarves and accessories. Recently, she has founded her own fashion brand.

She has been represented by Made in Arts London, Creative Debuts, Chrom-Art and her work has been exhibited at London Illustration Fair, 2016, First Thursdays - UAL Takeover, 2017, Tribe 17 - International Art Fest and at the exhibition Lost and Found in cooperation with UCLH (University College London Hospital). In 2018, her first solo exhibition titled Are You In Love? took place at Galeri Miz in Istanbul and her her solo exhibition titled Love Me, Love Me took place at Shipton Street Gallery in London. In 2018, her works were exhibited at Contemporary Istanbul, represented by Galeri Miz. Recently, her paper works were exhibited at Paper. A Selection of Turkish Contemporary Art at Pilevneli Gallery, Art Ankara Contemporary Art Fair (Galeri FE), Step Istanbul (Büyükdere 35 and Paper Street Co.) and at a group exhibition named Lost In The Highway at Soho House Istanbul.

 

 

Sanat üretiminde neyi keşfetmeyi amaçlıyorsun? İnsanların içinde kopan yoğun duyguları, acıyı, saflığı, aşkı, arınma isteğini, dünyada olup bitenlerin duygusal yönlerini keşfetmeyi amaçlıyorum. Bu keşif süresinde şiirler, psikoloji ve tarih kitapları ve yaşadıklarım bana yol gösterici oluyor. Bazen geçmişle şuanki zamanı karşılaştırıyorum, ya da harmanlayarak geçmişin etkilemiş olduğu yeniyi yaratıyorum. Bu aralar İstanbul’da Osmanlı Dönemi'nde yapılmış çeşmeleri, Anadolu’da zamanında inanılmış efsaneler ve çinileri inceliyorum. Çünkü bir diğer amacım da geçmişi ve kökleri unutturmadan güncel hayata dokundurmalar yapmak. Sanat üretimini 3 kelime ile açıklar mısın? Naif, soyutlaşan ve yavaş.  Görsel sanatlar dışında sanatın diğer disiplinlerinden kimleri ilham verici buluyorsun?  Nazım Hikmet’in duygu dolu şiirleri, Sabahattin Ali’nin aşkı tasvir edişi, Atilla İlhan’ın platonik aşka bakış açısı ve daha birçok yazar ve şair bana ilham vermiştir. Benim işim duyguları anlamaya çalışmak ve bunu başkalarının kaleme aldığı eserlerden esinlenerek yaptığımda ortaya farklı ve güzel sonuçlar çıkıyor. Yazarlar ve şairlerin yaşadıkları aşklar, acılar, nefretler ile duyguları en iyi betimleyen kişiler olduğunu düşünüyorum.
İşlerinin kişisel hayatınla nasıl bir bağı var? İşlerim kişiliğimi ister istemez ortaya koyuyor. Farklı teknikler kullanmam yeniliğe ve deney yapmaya açık oluşumu gösteriyor olabilir. Saflığına ve dokusuna hayran olduğum kağıtları renk sürmeden yarattığım zamanlar benim sadelik arayışında olduğum zamanlardı. Daha sonra bu kağıtların kendi dokularına kara kalem veya kuru boyalarla yeni bir boyut katmaya başladım. Bence bunları yaparken ben en rafine halimde değilim. İçimde çok şey kopuyor. Çok duygu var. Bazen beynimde organize edemediğim duygular… Onları bu şekilde ağır ağır çizerek yaptığım resimlerimde bir anlamda hizaya sokuyorum aslında. Çok temiz ve detaylı çalışıyorum. Bu işlerin bir sonuca varması uzun sürüyor. Bu duruma ayak uydurabiliyorum. Neden? Çünkü ben de ağır, sakin ve sabırlı bir insanım. Bazense “Aman” diyorum. Ve suyla çizerek, sadece bir kaç damla damlatarak yaptığım spontane resimler çıkıyor ortaya. Çünkü o da benim, insanlara çok göstermediğim acayip rahat bir tarafım var. Günün sonunda insanız ve her an aynı olamayız. Ben zaten hep aynı konuyu ele alan ya da hep aynı tekniği kullanan sanatçıları hem anlamıyorum, hem de kendilerini böylesine adayabildikleri için onlara biraz imreniyorum.
Yüksek lisansını illüstrasyon üzerine yaptın. Bu deneyim üretim hayatını nasıl şekillendirdi? Yüksek lisansa başladığım ilk zamanlar özellikle dijital çizimle çok ilgiliydim. Hocalarım benim ellerimle yaptıklarımı özellikle de mürekkep çizimlerimi ve kağıdı kabartarak yaptığım işlerimi beğenip, elimle yaptıklarımın üstüne gitmemi önermişlerdi. Ama her şeyden önce olay vermek istediğim mesaj ve o işi yapmaktaki amacımdı. Hocalarla yaptığımız konuşmalarda bazen yaptığım işten çok konuya odaklanıyorlardı. Araştırmanın derinliğine ve senin kendini o konuya ne kadar adayıp üstüne çalıştığına bakıyorlardı. Ben deneyler yaptıkça, üstünde çalıştığım konuları yansıtmak adına farklı teknik ve malzemeler denedikçe olayın içine daha çok giriyordum. Ve bu beni tatmin ediyordu. Çalıştığım konu ile ilgili yeterli hissediyordum. Bu öğrendiklerimi ilerideki projelerimde de kullandım. Bu süreçteki derin araştırma, konuya yönelik teknik/malzeme seçimleri ve deneyler adım attığım proje veya sergilerin yapımında büyük bir rol oynuyor. 
Hayata dair benimsediğin bir motto/ilke nedir? Dengede kal, pozitif ol.  İleride işlerinde deneyimlemek istediğin yeni bir materyal var mı? Kağıda yeni boyutlar katmak istiyorum. Belki bir gün dokuma denerim, kim bilir! Koleksiyonunu yaptığın objeler var mı? İnsanların ve restoranların kartvizitlerini saklıyorum. Sanata bakışını değiştiren bir kitap var mı? Zamanında derslerini aldığım Ahu Antmen’in '20. Yüzyıl Batı Sanatı'nda Akımlar' isimli kitabı.   Seni heyecanlandıran gelecek projelerden bahseder misin? Rem Art Space’de solo bir sergi yapmayı planlıyoruz. O sergide üzerinde çalıştığım konu arınma ve bunun bir simgesi olan su olacak. Şu an için ona yönelik çalışmalarımı sürdürmekteyim. Şu an için ertelenmiş olan Step İstanbul ve Ağustos ayında gerçekleşecek olan Fringe Art Festival da beni heyecanlandıran bir diğer sanat etkinlikleri arasında.